Gündem
Trend

İnsanlığın Başka Gezegenlerde Kolonizasyon Olasılığı

Yaklaşık 400 yıldır insanlığın gökyüzüne bakarak hayalini kurduğu, dünya dışı gezegenlerde yaşama arzusu ve girişimlerini tüm olasılıklarıyla inceleyeceğiz.

İnsanlığın Başka Gezegenlerde Kolonizasyon Olasılığı

İnsanlar uzun yıllardır gökyüzünde yaşayan varlıklar olduğunu düşünürken, uzay yolculuğu ya da insanların uzayda yaşaması fikri günümüzden 413 yıl öncesine 1610 yılına dayanmaktadır. Teleskopun icadından sonra Alman astronom Johannes Kepler’in İtalyan astronom Galileo’ya yazdığı mektup bu konuda insanlığın dünya dışında yaşama arzusunun bir özeti niteliğindedir. Kepler mektubunda şunları söylemektedir;

“Göksel şartlara uygun gemiler ve yelkenler yaratalım ve boşluklardan korkmayan pek çok insan olacaktır. Bu arada, cesur gökyüzü gezginleri için gök cisimlerinin haritalarını hazırlayacağız.”

Popüler kültürde uzay yolculuğu, Cyrano de Bergerac’ın bir roketle uzaya seyahat etmeyi ilk kez yazdığı 1600’lü yılların ortalarına kadar uzanmaktadır. Uzay fantezileri Jules Verne’in “Dünyadan Aya” adlı eserinin 1865’te yayınlanmasının ardından ve RKO Pictures’ın 1902’de A Trip to the Moon (Aya Seyahat) adlı bir film uyarlamasını yayınlamasıyla yeniden alevlendi. Uzay yerleşimi hayalleri 1950’lerde Walt Disney’in “Man and the Moon” gibi yapımları ve Ray Bradbury’nin The Martian Chronicles (1950) gibi bilim kurgu romanlarıyla zirveye ulaştı.

O dönemde popüler hayal gücünü besleyen şey, Amerika’nın Rusya ile girdiği uzay yarışıydı. 29 Temmuz 1958’de 34. Amerika başkanı Dwight D. Eisenhower’ın Ulusal Havacılık ve Uzay Yasası’nı imzalamasıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) kuruldu. Rusların 12 Nisan 1961’de ilk insan Yuri Gagarin’i uzaya göndermesinin ardından NASA, Temmuz 1969’da ilk insanlar Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’i Ay’a gönderdi. Bilim kurgu olan şeyler artık daha çok olasılık gibi görünmeye başladı.

Sonraki altmış yıl boyunca NASA, diğer başarılarının yanı sıra uzay istasyonları kuracak, Mars’a keşif araçları indirecek ve Plüton ile Jüpiter’in yörüngesine oturacaktı. NASA’nın 2017 yılında Başkan Trump tarafından başlatılan ve halen devam etmekte olan Artemis programı, 2024 yılına kadar insanları Ay’a geri götürmeyi ve ilk kadını Ay yüzeyine indirmeyi amaçlıyor.

2021 itibariyle dünyada üç ülkenin insanlı uzay uçuşu kabiliyetine sahip uzay programları bulunuyordu: Çin, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri. Ancak NASA uzay mekiği programını 2011 yılında, mekik Atlantis yeryüzüne indiğinde sona erdirdi. Daha sonra uzaya giden NASA astronotları, SpaceX’in devraldığı ve 23 Nisan 2021’de NASA astronotlarını ilk kez uzaya fırlattığı 2020 yılına kadar Ruslarla birlikte yolculuk etti. 2018 yılında ABD’de yapılan bir ankete göre Amerikalıların %50’si uzay turizminin 2070 yılına kadar sıradan insanlar için rutin hale geleceğine inanıyor. %32’si 2070 yılına kadar uzun vadeli yaşanabilir uzay kolonilerinin inşa edileceğine inanıyordu.

Ancak %58’i uzaya gitmekle kesinlikle ya da muhtemelen ilgilenmediğini söyledi. Çoğunluk (%63) NASA’nın en önemli önceliğinin Dünya’nın iklimini izlemek olması gerektiğini belirtirken, sadece %18’i Mars’a astronot göndermenin en yüksek öncelik olması gerektiğini ve sadece %13’ü Ay’a astronot göndermeye öncelik vereceğini söyledi. Uzay kolonizasyonu için en yaygın fikirler arasında şunlar yer alıyor: Dünya’nın Ay’ına yerleşmek, Mars’ta inşaat yapmak ve serbest yüzen uzay istasyonları inşa etmek.

Dünya Dışı Kolonizasyona Uygun Süper Gezegenler
“Dünya’nın ayna görüntüsünü bulmaya o kadar odaklanmış durumdayız ki, yaşam için çok daha uygun bir gezegeni gözden kaçırabiliriz” (Prof.Dirk Schulze-Makuch)

Schulze-Makuch ve ekibi 24 potansiyel süper yaşanabilir gezegen belirledi. Bu gezegenlerin hiçbiri araştırmacıların süper yaşanabilir gezegenler için belirlediği tüm kriterleri karşılamıyordu, ancak bir tanesi en az iki kriteri karşılıyordu: KOI 5715.01. KOI

(Kepler Object of Interest) 5725.01, yaklaşık 5,5 milyar yaşında ve Dünyanın çapının 1,8 ila 2,4 katı büyüklüğünde, yaklaşık 2.965 ışık yılı uzaklıktaki turuncu bir cücenin yörüngesinde dönen bir gezegendir. Araştırmacılar, ortalama yüzey sıcaklığının Dünya’dan yaklaşık 4,3 derece F (2,4 derece C) daha soğuk olabileceğini, ancak ısıyı hapsetmek için Dünyadan daha fazla sera gazı varsa, süper yaşanabilir olabileceğini yazdılar.

Potansiyel olarak süper yaşanabilir olan bu gezegenlerin 24’ü, Dünyadan 100 ışıkyılı uzaklıkta. Bu uzaklık maalesef bugün ki teknolojik şartlarda yüksek kaliteli görüntüler yakalayıp onlar hakkında daha fazla bilgi edinemeyeceğimiz kadar uzak bir mesafe.

Ayrıca yaşanabilir koşullardan emin olunsa bile, bu mesafeye ne kadar sürede ulaşacağımızı gelin birlikte hesaplayalım. Dünyada şimdiye kadarki en hızlı uzay gemisi, 265.000 km/saat hıza sahip Juno sondasıdır. Juno ile aralıksız olarak yola çıkacak olursak, 1 ışık yılı mesafeyi 4.072 yılda katetmiş oluruz.


Süper yaşanabilir gezegenlerin ortalama mesafesi 100 ışık yılı olduğuna göre bugünkü teknoloji ile juno ile yola çıktığımızda, 407.200 yıl sonra bir süper yaşanabilir bir gezegene ulaşıp koloni kurabiliriz.    

Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki, insanlık varolduğu sürece hayal bile edilemeyecek gelişmeler daima yaşanmaya devam edecektir.

İlgili Olasılıklar

Başa dön tuşu