Gündem

Savunma Sanayisinde Türkiye’nin Lider Olabilme Olasılığı

OLASILIK PODCAST ile konuyu dinleyin. (Bu podcast yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.)

“Savunma Sanayisinde Türkiye’nin Lider Olabilme Olasılığı” başlıklı konumuzda savunma sistemlerinin %80’inin ithal yolla karşılandığı 77 yıllık ilk savunma sanayi hamleleri ve yerlilik oranının %65’e çıktığı  günümüze uzanan gelişim süreçleri ile Türkiye’nin savunma sanayisinde dünya pazarındaki konumunu inceleyeceğiz.

Ülkemizin 100 yıllık savunma sanayi serüveni

Savunma sanayisi ekonomik kalkınma üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Savunma sanayisi, ekonominin diğer sektörleriyle sağlam bir bağa sahiptir. Bugün, savunma sanayisinde öne çıkan ülkelerin çoğunun teknolojik olarak üstün seviyede olan gelişmiş ülkeler olduğunu görmekteyiz.

Savunma sanayisi, kuvvetli bir teknolojik altyapı gerektirir ve en son ve ileri teknolojilere ihtiyaç duyar, bu da diğer sanayi sektörleri üzerinde uyarıcı ve üretimi domine edici bir etki yaratır. Bu nedenle, savunma sanayisi bir ülkenin gelişmişlik seviyesiyle yakından ilişkilidir. Bu sektör ülke ekonomilerinin önemli bir kısmını oluşturur. Savunma sanayi, ülkelerin güven ve refah içerisinde yaşaması için de oldukça önemlidir.

100 yıllık kronolojik süreci incelediğimizde 1924 ve 1949 yılları arasında sanayileşme bir Devlet politikası olarak desteklendi. Hatta bu dönem içerisinde savunma sanayi firmalarının büyük çoğunluğu devlete aitti, daha sonra bu firmalar çatı kuruluş olarak Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunu kurdu. Ulusal havacılık sanayiinin kurulması için Ankara’da uçak ve motor fabrikası kuruldu

1950 ve 1970 yıllarına geldiğimizde devlet savunma sanayisini güçlendirme uygulamasını terk etti. Ülkenin ana savunma sistemlerinin yabancılardan yardım, borçlanma veya satın alma yoluyla sağlanmasına başlandı. Savunma sanayisinde özgün teknoloji üretimi topyekun ihmal edildi.

74 ve 98 yıllarına baktığımızda Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ülkemize uygulanan ulusal silah ambargosu Türkiye’nin savunma sanayisini geliştirmesini bir gereklilik haline getirdi. Havelsan, Aselsan, Aspilsan ve İşbir bu dönemde kurulan öncü askeri vakıf şirketleridir. Bu dönem içerisinde kurulan Aselsan firması kuruluşu itibariyle 20 yıllık bir süreçte 120’den fazla cihaz ve sistem üretti.

77 yıllık süreçte Türkiye; savunma sistemlerinin %80’ini ithal yolla karşılayan bir ülke konumundaydı. Son 23 yıllık süreçte yerlilik oranının %65’e çıktığı Türk savunma sanayisinin altın çağındaki rakamsal gelişmelere de yakından göz atalım.

2002 yılında Türkiye’nin savunma sanayi araştırma ve geliştirme harcamaları yaklaşık 50 milyon dolar düzeyindedir. Bu rakam 2020 yılına geldiğimizde 1,24 milyar dolar düzeyine çıkmıştır. Türkiye’de son 21 yılda 750’yi aşkın savunma sanayi projesi yürütülmüştür. Türk savunma sanayisi bugün itibariyle 10 milyar doların çok üstünde bir ciroya erişmiştir. Sadece 2022 yılında 4,4 milyar dolar savunma sanayi ihracatı yapan Türkiye dünyadaki İHA-SİHA üretici ülkeleri arasında ilk 3’e girmişti.

2018-2022 yılı Savunma ve silah sistemi ihracatı gerçekleştiren ülkelerin dünya pazarındaki oranlarına baktığımızda Türkiye %1.1 oranla 12’inci sıradır. Aynı dönemde dışarıdan silah ithal eden ülkeler arasında Türkiye %1.3 ile 19. sırada yer almaktadır.

Türkiye 2007 yılında küresel silah ihracatından sadece yüzde 0.13 pay alınırken, 15 yıl içerisinde Türkiye’nin küresel silah ihracatından aldığı payın yaklaşık 8 kata çıkarak yüzde 1.1 seviyelerine erişmesi sayesinde gerçekleşmiştir.

Bu başarı, Türk savunma sanayi şirketlerinin dünya sıralamasındaki yükselişleri ile mümkün olmuştur. 2007 yılında dünyadaki ilk yüz savunma şirketi arasında ülkemizden sadece ASELSAN yer alırken, 2021 yılında üç savunma şirketimiz dünyada ilk yüze girmeyi başarmıştır.

[ays_poll id=19]

İlgili Olasılıklar

Başa dön tuşu