Başıboş Sokak Köpeklerinin İnsanlara Zarar Verebilme Olasılığı

Başıboş Sokak Köpeklerinin İnsanlara Zarar Verebilme Olasılığı başlıklı konumuzda ülkemizdeki başıboş sokak köpeklerinin sürüleşerek insanlara saldırmak suretiyle ciddi yaralama hatta öldürme gibi durumlara sebep oluşundan ve bu soruna aranan çözümleri inceleyeceğiz.
Ülkemizdeki başıboş köpekler evlerden atılan sahipsiz evcil köpeklerden ziyade, daha çok kırsaldaki çoban köpekleri, köy köpekleri dediğimiz güçlü ve yapılı; hangi anda hangi olaya ne tepki vereceği bilinemeyecek köpeklerden oluşmaktadır. Ve bu sürüler halindeki başıboş sokak köpekleri sorunu, yıllardır ülke gündemimizde olan temel sorunlardan biri haline gelmiştir.
Halkta burada farklı görüşlere sahiptir. Bir kısım başıboş sokak köpeklerinin mevcut ortamlarında aşılarının yapılarak korunmasını ve onlara zarar verilmemesini desteklerken diğer kısım başıboş sokak köpeklerinin insanlar için bir tehdit olduğunu bu sebeple itlaf edilmeleri gerektiğini savunmaktadır. Bir diğer kısım ise başıboş sokak köpeklerinin kısırlaştırılarak kontrolsüzce üremelerinin önüne geçilmesini ve ülkemizde hayvan barınak standartlarının ve kapasitelerinin artırılarak başıboş sokak köpeklerinin barınaklarda kontrol altında tutulması gerektiği görüşünü savunmaktadır.
Sorunun insanımızın anayasal hakkı olan sağlık ve can güvenliğine olan etkisinin yanı sıra diğer boyutlarına da değinecek olursak; Başıboş köpek sayısı ülkemizde yaklaşık 10 milyona ulaşmış durumda. Ülkemizdeki yıllık kuduz temaslı vaka sayılarına göz attığımızda 2019 yılında 300 bine yakın vaka olduğunu gözlemliyoruz. Öte yandan Amerika, Almanya, Hollanda gibi 13 büyük ülkenin konsoloslukları Türkiye’ye seyahat edecek olan vatandaşlarını kuduz ve başıboş sokak köpekleri riskinden dolayı uyarmaktadır. Dünya sağlık örgütü raporlarına göre Türkiye kuduz riskinin yüksek olduğu tek Avrupa ülkesi olarak kayıtlarda geçmektedir.
Sadece 2022 yılında 33 kişi başıboş sokak köpeklerinin saldırıları sonucunda hayatını kaybetti. Ölümlerin 13’ü direkt köpek saldırısından, 20’si de saldırı kaynaklı trafik kazalarından meydana geldi. Direkt köpek saldırılarında 6’sı çocuk, 3’ü kadın toplam 13 kişi; trafik kazalarına yol açan saldırılarda da 3’ü çocuk, 4’ü kadın toplam 20 kişi hayatını kaybetti.
5199 sayılı hayvanları koruma kanununun bu konuda kapsayıcı çözümler üretemediği aşikardır. Özellikle belediyeler 5199 sayılı kanunun 6. maddesinde geçen ibare ile başıboş/sahipsiz köpekleri sadece bakım ve kısırlaştırma sebepleriyle alarak ve rehabilitasyon (kısırlaştırma, parazit aşısı ve yem verilmesi) sonrasında alınan noktaya yasa gereği bırakması gerekiyor.
Bazı hayvan hakları savunucusu hukukçulara göre barınakların hayvanların sokaktan alınıp sonsuza kadar tutulabileceği yerler olmadığı belirtiliyor. Yani belediyelerin kanunda belirtilen istisnai haller dışında sokaktaki bir köpeği gelip sokaktan toplayın dendi diyerek alıp götürme gibi bir yetkisinin olmadığı ifade ediliyor. “Belediyelerin ancak hayvan hastaysa gelip almak, iyileştirmek ve sonrasında hayvanı aldığı yere geri bırakmak zorunda olduğu aksi bütün işlemlerin hukuka tamamen aykırı olduğu ifade ediliyor.
Sokak hayvanlarını koruma derneklerinin yaptığı açıklamalarda ise kısırlaştırma ile 3 ila 5 yıl arasında sokaktaki sahipsiz köpek nüfusunun yüzde 80’inin kontrol altına alınmasının mümkün olduğu ifade ediliyor. Yapılan araştırmalara göre başıboş bir sokak köpeğinin sokaktaki yaşam süresinin ortalama 3 yıl olduğu ifade ediliyor. Belediyeler üzerlerine düşen sorumlulukları tam anlamıyla yerine getirir ve etkili bir kısırlaştırma çalışması gerçekleştirirse, ülkedeki sokak köpeği popülasyonunun büyük çoğunluğunun kontrol altına alınabileceği düşünülüyor.
Dünyadaki Uygulamalar Bu Konuda Daha Katı
Almanya, Fransa ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde evcil hayvan beslemenin, ihlal durumunda hapisle sonuçlanabilecek cezaları öngören katı kuralları bulunuyor. Evde hayvan besleyenler vergi vermek, belli türler için eğitim almak zorunda. 1960’lı yıllardan itibaren de kısırlaştırmanın yaygınlaşmasıyla sokak köpeklerinin sayısının azaldığı, başıboş köpekler için “topla, kısırlaştır, aşıla, geri bırak” uygulamasının hayvanların sayısının sıfırlanmasına katkıda bulunduğu belirtiliyor.
Bazı Avrupa ülkelerinde 2008 yılında getirilen bir düzenlemeyle agresif köpeklerin, davranış testlerinden ve terapilerinden geçirilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu terapilere rağmen davranışları kontrol edilemeyen agresif köpeklere ötenazi uygulanabiliyor.
Fransa’da hayvanını terk eden vatandaşlar, 3 yıl hapis cezası ve 45 bin avro para cezasına çarptırılıyor.
Almanya’da bir hayvana eziyet edilmesi ya da öldürülmesi durumunda 3 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Almanya’da evcil köpek besleyenlerden yaklaşık 186 avro köpek vergisi devlet tarafından zorunlu olarak alınıyor. Eğer köpek “tehlikeli” köpek türü arasında yer alıyorsa bu vergi daha da yükseliyor.
Amerika Birleşik Devletlerinde ise barınaklara her yıl yaklaşık 6,5 milyon dolaylarında kedi ve köpek getiriliyor, bu hayvanların yaklaşık 3 milyonu itlaf ediliyor. Eyaletlerde hayvan koruma birimleri, ihbar üzerine gittikleri yerlerde ya da yaptıkları devriyelerde sokaklarda sahipsiz hayvan bulurlarsa, bu hayvanları barınaklara götürüyor. Sahipleri bulunursa hayvanlar bu kişilere veriliyor, aksi takdirde sahiplendirilmek üzere barınaklarda tutuluyor. Uzun süre sahiplendirilmeyen hayvanlar barınaklarda uyutuluyor.
[ays_poll id=15]



